Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yrd.Doç.Dr.İsmail ŞAHİN
isahin61@gmail.com
Cengiz Dağcı Ölmüş Diyeler
28 Eylül 2011 Çarşamba Saat 10:52

Cengiz Dağcı ölmüş. Öyle, sessiz, uzakta, Yunus’un “şöyle garip bencileyin” dediği gibi…

Annesine hasret, “Anne dili”nin vatanına hasret bir şekilde…

Cengiz Dağcı ile ilgili seyrettiğim bir belgeselle ilgili yazdığım bir yazıda onun “Anne hasreti”ni yazının teması olarak belirlemiş ve yazının sonunda “Yurt ta anne değil midir zaten?” demiştim.

Evet, Dağcı için anne ve yurt özlemi aynileşmiş, birbirine geçmiş bir halde idi…

Dağcı anne ve vatan hasretini romanlarının merkezine yerleştirmiş; ömrü boyunca anne hasretini, vatanının başına gelenleri ve o vatanda yaşayan soydaşlarının çektiklerini kaleme almıştır.

İnsanlık “Stalin zulmü” denen şeyi onun romanlarından öğrenmiştir desek abartmış olmayız. 

Kırım Türkünün çektiği acıları öyle güzel anlatmıştır ki insanlık bir milletin ait olmadığı bir savaş "için" ve "yüzünden" nasıl yok olma noktasına getirildiğini unutmayacak bir şekilde öğrenmiştir.

Dağcı’nın Rus mezalimini bu kadar canlı ve etkileyici bir şekilde resmedebilmesi bu savaşları ve sürgünleri bizzat yaşamasından ötürüdür.

Romanlarında acı, hasret ve Anadolu’daki tabiri ile “garip”lik temasının ve hüznün bu kadar güzel tasvir edebilmesinin sebebi aslında “özne”nin kendisi olmasıdır.

Biz, en azından ben, kahramanlığı, vatan sevgisini pek çok Türkiye Türkü yazarı okuyarak öğrendiğimi söyleyebilirim ama “hasret”i ve “hüznü” Dağcı’dan öğrendiğimi söyleyebilirim.

İlk gençlik yıllarımız “onlar da insandı, korkunç yıllar, yurdunu kaybeden insan, o topraklar bizimdi” başta olmak üzere Dağcı Külliyatı ile geçti. Ondan “Kırım’ın hikayesi”ni dinledik. Ve aslında hikayenin Türk’ün bulunduğu her yerde aynı olduğunu gördük.

Gaflet, hıyanet, zulüm, acı, kan ve gözyaşı…

Ve Gurbet…

Ve nihayet anne sevgisi, ondan daha güçlü; Anne hasreti…

Cengiz Dağcı'nın eserlerini bizim için "okunası" yapan şey, hikayenin "gerçek" olması idi. Hayatın kendisini anlatıyordu, efsaneden ve kahramanlardan bahsetmiyordu, insandan bahsediyordu; tüm zayıf ve güçlü yanlarıyla.

Memleketinin romancılarından "efsane" kahramanları, olağanüstü kahramanlık öykülerini okumaya alışmış bizler için alışıldık bir durum değildi bu.



Dağcı’yı bizim için daha yakın ve anlaşılır kılan şey romanları yazdığı dildi biraz da, romanlarını “Anne dil” dediği Türkiye Türkçesi ile yazmıştı. Dağcı Türkiye Türkçesini Türkiye’den gelen mektuplar ve gazeteleri okuyarak geliştirmişti.

Onu bize kimi “içimizdeki” yazarlardan daha yakın kılan şey de buydu galiba. Kanaatimce Türkiye Türk’üne hemen karşı taraftaki akrabalarının acılarını daha iyi anlatabilmek için Türkiye Türkçesi ile yazmayı uygun bulmuştu.

İyi ki de böyle yaptı. Bu sayede “Öz Türkçeci” editörlerin elinde romanlarının heba olmasını önlemiş oldu.

Dağcı’nın “hüzün”le ifade edilebilecek hayat öyküsü Anne’sinden, Anne vatandan ve “Anne dil”in topraklarından uzakta sessizce sona erdi…

Daha önce de yazmıştım, edebiyatçı değilim, sanat eleştirmeni de. O yüzden kitap benim için sadece okumak için değildir; sevmenin de bir aracıdır; taraf olmanın da. Cengiz Dağcı ve onun gibi yazarlar bana hasreti, anneyi, yurdu, taraf olmayı kendi ülkemin yazarlarından daha güçlü bir şekilde anlattığı için sevilmektedir. O, bu dünyaya sevmeyi, ait olmayı ve ait olduğu şey için “cehd”etmeyi öğretip çekip gidenler zümresindendir.

Ölüm onun için 70 yıllık hasretin sona ermesi oldu. 1942 yılında terketmek zorunda kaldığı Kırım toprakların 70 yıl sonra döndü. Dağcı'nın naaşı hayatında doyamadığı topraklarına gönderildi, orada toprağa verilecek. Bu güzel düşünceyi hayata geçiren ve yardımcı olan herkese teşekkürü borç biliyorum.

İnanıyorum ki Dağcı'nın "Anne Vatan"a defnedilmesi ruhunu şad ettirecektir. Mekânı Cennet olsun.

Bu makale toplam 2428 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
ŞAİRLERİMİZ
SİTE ANKET
Köyümüzün Öncelikli en önemli sorunu sizce nedir?
Yollar
Cenaze Morgu
Çöp
Kanalizasyon
Şadırvan ve Ortak Tuvaletler
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2017 Yeşilalan(Holaysa) Köyü Tanıtım Sitesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR