Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Cmt Ksm 01, 2008 7:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

13
Bir gün halîfe Hârûn Reşîd Behlül-i Dânâ'ya kıymetli bir hırka hediye etmek
istedi:
"Ey Behlül! Şu paha biçilmez hırkayı giy. Benim sana hediyemdir." dedi.
Behlül-i Dânâ hazretleri geri çekilip; "Ben ancak pamuklu hırka giyebilirim.
Pederimin bana nasîhat ve vasiyeti şu idi:
"Oğlum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir döşek kazanmak için kimsenin önünde
eğilip, el etek öpme, pamuk hırka ile de yetin."
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Cmt Ksm 01, 2008 7:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

14
Birisi Behlül-i Dânâ'ya gidip; "Ey Behlül! Oğlum vefât etti. Kabir taşına ne
yazayım." dedi.
Behlül hazretleri buna gülüp; "Dün altımda olan çimenler bugün üstümde
yeşerdi.
Ey yolcu, bil ki şu toprak, günahlardan başka her şeyi örtmektedir, yaz."
dedi.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Cmt Ksm 01, 2008 7:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

15
Halîfe Hârûn Reşîd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken;
"Ey Behlül! Sana sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Yeter ki bu eski
elbiselerden kurtul. Yenilerini giy. İnsanlar arasına karış." dedi.
Bunun üzerine hazret-i Behlül; "Müsâde ederseniz bir danışayım." dedi.
Halîfe; "Kime danışacaksın, kimsen yok ki?" diye cevap verdi.
Behlül de; "Ben danışacağım yeri biliyorum." dedi ve oradan ayrıldı.
Hârûn Reşîd arkasından adamlar salıp danışacağı yeri öğrenmek istedi.
Behlül gide gide şehir dışında bir mezbeleliğe gitti. Başını eğip bir şeyler
dinlermiş gibi yaptı. Bir şeyler söylendi. Daha sonra oradan ayrıldı. Saraya
yöneldi.
Sultanın adamları ondan önce saraya dönüp hâdiseyi halîfeye bildirmişlerdi.
Behlül huzûra girince, halîfe Hârûn Reşîd ona; "Ey Behlül! Söyle bakalım
vereceğin cevâbı." dedi.
Behlül; "Danıştım efendim. Lâkin insanlar arasına karışmam mümkün değil."
dedi.
Halîfe heybetle; "Ey Behlül! Sen gidip çöplere danışmışsın, haberim oldu."
dedi.
Behlül de; "Doğru söylüyorsun ben de onlara danıştım. Onlar bana cevap
verdiler ve;
Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütün
güzellikler bizde idi. Sevgi ve itibarımız çoktu. Ne zaman ki insanlar
arasına karıştık. İşte bu hâle geldik. Çöpe atıldık. Sen de sakın insanların
arasına karışma." dediler. Bu sözlerdeki ince
mânâları anlayan Hârûn Reşîd: "Haklısın." deyip düşüncelere daldı.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Cmt Ksm 01, 2008 7:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

16
Harun Reşit'in annesi Behlül Dana hazretlerine gelerek Harun'a biraz nasihat
et de adaletten ayrılmasın. Yoksa ahirette işi çok zor olacak diyor:
Behlül Dana hazretleri bir Harun Reşit'e, "Uygun görürseniz biraz dolaşalım
diyor ve Onu mezarlığa götürüyor. Tek tek mezarları göstererek "Bak şu
filanca idi, şu kadar malı vardı, şu kadar yıl yaşadı ve öldü. Şurada yatan
da filanca idi, zamanının hükümdarı
idi, şu kadar askeri, şu kadar da hazinesinde malı vardı. Şurada yatan kadın
da zamanının en güzeli idi. Herkes ona sahip olmak için can atıyordu.
Sonunda biri ile evlendi,şu kadar çocuğu oldu ve şu kadar yıl yaşadı.
Bu ve benzeri yer gösterme ve değerlendirmenin ardından eve dönüyorlar.
Harun Reşit'in annesi, bu günlerde hiç Behlül'le sohbet ettin mi, sana neler
anlattı? diye soruyor.
H.Reşit'in annesi tekrar Behlül Dana hazretlerine gelerek, "Oğluma ne zaman
nasihat edeceksin?" diye soruyor.
O da ben Ona nasihat ettim. Birlikte mezarlığa gittik. Ona bazı geçmiş
kimseleri hatırlattım. "Ölüm en büyük nasihattir. Eğer bunu anlamadıysa
diğer söyleyeceklerimin de bir faydası olmaz" diyor.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
asabi61



Kayıt: 05 Ksm 2008
Mesajlar: 33

MesajTarih: Pts Ksm 10, 2008 8:01 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Gerçekten herbiri biribirinden değerli kıssalar eline sağlık
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ksm 11, 2008 7:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

17
Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı.

Behlül Dana hazretleri daima Harun Rediş'in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül Dana hazretleri, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid'in huzuruna çıktı.

Harun Reşid sordu:

- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.
- Peki, getirdin mi bari?
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar "Sanıldığı gibi
burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ksm 11, 2008 7:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

18
Behlül Dana hazretleri birgün Harun Reşid'den bir vazife istedi.

Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül Dana hazretleri hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: "Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk çocuğunla ağzının tadı var mı?" Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu.

Behlül Dana hazretleri birşey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı.

Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid'in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, "Behlül daha demin vazife verdik sana ne çabuk bıktın?" dedi.

Behlül açıkladı:
- Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ksm 11, 2008 7:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


19
Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül Dana hazretlerine tembih etti:

- Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et.

Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül Dana hazretleri 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi.

Harun Reşid şaşırdı:
- Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin..

- Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ksm 11, 2008 7:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


20
Bir hac ibadeti sırasında Harun Reşid ve Behlül Dana hazretleri yüksekçe bir yere oturup oradan ibadet ve dua eden ve bu arada ağlayıp gözyaşı döken insan selini seyrediyorlardı.

Behlül Dana hazretleri halifeyi uyarmak için yeni bir fırsat yakalamıştı. Dedi ki:

- Ey müslümanların halifesi, bütün bu ağlayıp sızlayan insanlar kendi nefislerinin günahlarının hesabını verip veremeyeceklerini bilmedikleri için ağlaşıyorlar. Halbuki sen kendi nefsinin hesabı yanında bütün bu insanların da hesabını vereceksin.

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ksm 11, 2008 7:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


21
Bir gün Harun Reşit'in karısı, beyine şöyle diyor:

Allah'a hamd olsun ki bu dünyada saraylarda rahat ve mutluluk içinde yaşıyoruz. Rabbimiz bize ahirette de böyle hatta daha iyi şartlarda yaşamayı nasip etse keşke diyor.

H.Reşit de inşallah hanım kim istemez ahiret mutluluğunu diyor.

H. Reşit dışarı çıkıp dolaşırken Behlül Dana hazretlerinin yeri kazdığını görüyor ve takılmadan edemiyor:

Hayırdır Behlül yine ne işler çeviriyorsun? Diye soruyor.

O da Cennet arıyorum diyor.

Harun Reşit, "Yapma Behlül! Burada Cennet aranır mı? diyor.
Behlül Dana hazretleride Sen sıcak yatağında hanımının yanında cennet arıyorsun oluyor da burada neden olmasın? Diyor.

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   

Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Yeşilalan & Baltacılı Köyleri Forum Forum Ana Sayfa -> Menkıbeler & Dini Olaylar Tüm zamanlar GMT
Sayfaya git Önceki  1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa)


 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group. Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye
Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR