Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Pts Ekm 06, 2008 10:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Meczûb. Hak âşığı. Çok tanınmış evliyâdan biri. Asıl ismi Vüheyb bin Ömer Sayrâfî'dir. Behlûl-i Dânâ adıyla şöhret buldu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir.

Kûfeli olduğu hâlde ömrünün çoğunu Bağdât'ta geçirdi. Hârûn Reşîd'in kardeşi olduğuna dâir rivâyetler varsa da aslı yoktur. Hârûn Reşîd'e nasîhat verirdi.

Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhûrdur. 805 (H.190) senesi Bağdât'ta vefât etti. Dicle kenarında Şunûziyye kabristanlığına defnedildi.

Behlül-i Dânâ, zamânın büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen bin Nâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebi'n-Necîd'den hadîs-i şerîf öğrendi. İbretli mânâlı sözler söyledi. Menkıbeleri dilden dile aktarıldı.

Behlül-i Dânâ, duâsı makbul bir zâttı.

Aşağıdaki şiir onundur:

Hırsı bırak da, yorulma;
Geçimde tamaha kapılma...
Niçin malı cem edersin;
Kime topladın bilemezsin!
Rızık vaktiyle ayrıldı;
Sû-i zan faydasız kaldı...
Her hırs sâhibi fakirdir;
Her kanaatkârsa zengin.


En son myefsane tarafından Sal Ekm 07, 2008 9:46 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ekm 07, 2008 9:45 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar
gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu.

Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve;
"Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna." dedi ve çocuğun başını okşadı.

Çocuk bakışlarını Behlül'e çevirdi ve; "Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık." dedi.

Behlül bu söze şaştı ve çocuğa;
"Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık." diye sordu.

Çocuk; "Allahü teâlâyı bilmek ve O'na ibâdet etmek için." dedi.

Behlül hazretleri; "Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu.

Çocuk, Mü'minûn sûresinin 115. âyet-i kerîmesini okuyuverdi. Meâlen; "Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz ?"

Hazret-i Behlül tekrar; "Ey çocuk. Sen hakîmâne konuştun. Bana biraz daha nasîhat et." dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti. Kendine geldiğinde çocuğa;

"Ey oğlum! Senin günâhın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?" diye sordu.

Çocuk da; "Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem'in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum." dedi.

Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu.

Onlar; "Tanımadın mı?" dediler.

Behlül; "Hayır." deyince, onlar; "Bu, hazret-i Hüseyin evlâdından seyyid bir çocuktur." dediler.

Behlül de; "Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi." deyip oradan ayrıldı.


En son myefsane tarafından Sal Ekm 07, 2008 10:12 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Sal Ekm 07, 2008 9:47 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bir gün Behlül'ü kabristanda gördüler. Ayaklarını kabir taşları arasına sokmuş toprakla oynuyordu.

Kendisine; "Ey Behlül ne yapıyorsun?" diye sordular.

Onlara gâyet sâkin olarak; "Bana eziyet etmeyen, gıybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet
ediyorum. Bunlar sağ olanlardan daha emin." diye cevap verdi.


En son myefsane tarafından Sal Ekm 07, 2008 10:12 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
htc gncn



Kayıt: 20 Şub 2008
Mesajlar: 351

MesajTarih: Sal Ekm 07, 2008 8:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ellerinize sağlık paylaşım için tşk
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Çrş Ekm 08, 2008 9:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]3[/center]
Bir zaman Bağdât'ta fiyatlar çok yükselmişti. Hayat pahalılığı çekilmez bir
hâl aldı.
Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl gelerek; "Ey Behlül! Müslümanların ve
bütün insanların hattâ hayvanların rahatlaması için Allahü teâlâya duâ etmez
misin?" dedi.
O şöyle cevap verdi: "Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam.
Eğer bir buğday tânesi bir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allahü teâlâya
ibâdet etsek, O bize vâdettiği gibi rızkımızı verir."
Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyâyı ve süslerini toplayan, gözleri
uykudan lezzet almayan kimse, nefsinle uğraşıp âhirete bir tedârik yapmadın,
kıyâmet gününde Allahü teâlâya ne cevap vereceksin?" dedi.


En son myefsane tarafından Çrş Ekm 08, 2008 9:07 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Prş Ekm 09, 2008 9:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]4[/center]
Abdullah bin Mihran anlatıyor:
Hârûn Reşîd hacca gitti. Dönüşünde bir müddet Kûfe'de istirahat etti. Sonra
yola çıkacağı zaman herkes kendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlül
de çıkmıştı. Çocuklar onunla oynayıp eğleniyorlardı. Tam o sırada Hârûn'un
develer üzerinde muhteşem kâfilesi gözüktü. Çocuklar da Behlül'ü bırakıp
onun seyrine koyuldular. Tam Hârûn'un geldiği sırada Behlül yüksek sesle:
"Ey Hârûn!" diye seslendi.
Hârûn, perdeyi kaldırarak: "Buyur Behlül, ne istiyorsun?" dedi.
Behlül: "Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir'den bize
şöyle haber verdi ve dedi ki: "Ben Resûl-i ekremi Arafat'tan dönüşte
görmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. Yanında kimse dövülmediği gibi, kimse
de kovulmazdı. "Yol verin, yol verin!" diyen münâdileri de yoktu. Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen, kibir ile
seyâhatinden hayırlıdır."


En son myefsane tarafından Prş Ekm 09, 2008 9:49 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Prş Ekm 09, 2008 10:48 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]5[/center]
Behlül Dânâ yine; "Bağdât ve etrafını nûrlandırıp aydınlatacak hediyeler
götürüyor musun?" dedi.
Halîfe; "Bu hediyeler nasıl olur?" deyince, Behlül hazretleri; "İnsanlara
Allahü teâlânın sevgisini, O'ndan korkmayı, onlara örnek olacak şekilde hâl
ve hareketler, onlar hakkında temiz ve güzel düşüncelere sâhib olmak en
güzel hediyedir." dedi. Bunu
dinleyen Hârûn Reşîd ağlayarak;
Ey Behlül, biraz daha anlat!" dedi. Behlül: "Memleketinin bir köşesinde bir
mazlum zulme uğrasa, sen memleketin diğer
köşesinde bile olsan, Allahü teâlâ bunun hesâbını senden soracak. Allahü
teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Şüphesiz ki iyiler Naîm Cenneti'ndedir.
Kötüler ise Cehennem'dedir." buyurdu (İnfitar sûresi: 13-14). Âhirette,
Cennet veya Cehennem dışında gidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde
hazırlığını buna göre yap." dedi.
Halîfe; "Amellerimiz hakkında ne dersiniz?" diye sordu.
Behlül hazretleri; "Allahü teâlâdan korkarak ve emrettiğine uygun olarak
yapılan amel makbuldür." buyurdu.
Halîfe; "Peygamber efendimizle, akrabâlık olarak yakınlığımız hakkında ne
dersiniz?" diye sordu.
Behlül; "Peygamber efendimize akrabâlıktan ziyâde, bildirdiği hükümlere
bağlılıkta yakın olmak daha mühimdir." dedi.
Halîfe; "Peygamber efendimizin şefâatine kavuşabilecek miyiz?" deyince de,
Behlül; "Onu Allahü teâlâ bilir." buyurdu.
Halîfe; Nasıl yaşayalım?" diye sordu.
Behlül; "Allah'tan kork. Her hâlinde Muhammed aleyhisselâmın sünnetine tâbi
ol. Bu durumda en kârlı yolu seçmiş olursun." dedi.
Halîfe; "Çok güzel söylüyorsun, şu hediyemi kabûl et." dedi.
Behlül hazretleri de; "Onu kimden aldınsa ona ver. Dünyâdaki sâhipleri
yakana yapışmadan önce, verenin yoluna harca. Bunu burada yap. Âhirete
kalırsa onlara bir şey bulup veremezsin, râzı edemezsin." diye cevap verdi.
Parayı almayınca, Hârûn Reşîd; "Para borcun varsa onu ödeyelim." dedi.
Behlül: "Kûfe'de birçok ilim sâhipleri vardır. Borç ile borcun
ödenmeyeceğinde ittifak etmişlerdir." dedi.
Hârûn Reşîd: "Bâri ihtiyâcını temin edelim." deyince,
Behlül hazretleri; "Allahü teâlâ senin Rabbin olduğu gibi, benim de
Rabbim'dir. Seni hatırlayıp beni unutması muhâldir." buyurdu.
Hârûn Reşîd, bu sözleri işitince ağladı.


En son myefsane tarafından Prş Ekm 09, 2008 10:48 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Cmt Ekm 11, 2008 11:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]6[/center]
Bir gün halka doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsız
olanlar, Hârûn Reşîd'e gidip; "Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı
var? Bizi kendi hâlimize bıraksın. Sonra her koyun kendi bacağından asılır."
gibi sözlerle şikâyet ettiler.
Bunun üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ'yı çağırtıp, halkın isteğini
bildirdi.
Behlül Dânâ hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti,
bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı.
Bunu gören halk gülerek; "Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle
zâten." diyorlardı. Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan
da bütün mahalle zarar görüyordu. Kokudan durulmaz hâle gelince, aynı
kişiler Hârûn Reşîd'e gidip, durumu anlattılar.
Behlül Dânâ'yı çağırtıp, sorduğunda: "Bir kötünün herkese zararı olduğunu
herhalde anladılar. Ben bir şey yapmadım, her koyunun kendi bacağından
asıldığını onlara gösterdim." diye cevap verdi.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Pzr Ekm 12, 2008 9:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]7[/center]
Hasan bin Sehl anlatır:
Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül'e taş atmağa başladılar. Taşın birisi
vücûdunu kanatınca, "Ey çocuklar! Ben, Allahü teâlâya tevekkül ettim. O
elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir. Ancak Allahü teâlâya yaklaşmak
insana rahatlık
verir. İnsanlara ezâ ve cefâ yapanlar hiç merhametli olur mu?" dedi.
Ben dayanamadım. "Ey Behlül, çocuklar sana taşla vuruyorlar, sen onlara
merhamet ediyorsun. Bu nasıl iştir?" dedim.
O da, "Sus!.. Allahü teâlâ, benim üzüntü ve acımı, onların da sevincinin
çokluğunu elbet biliyor. Bâzımızı, bâzımıza bağışlaması umulur." buyurdu.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Çrş Ekm 15, 2008 12:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

[center]8[/center]
Bir gün Behlül-i Dânâ'nın evine hırsız girmiş, evde ne bulduysa götürmüştü.
Doğruca kalkıp kabristânlığa gitti ve kapısına oturdu. Bunun farkına
varanlar başına toplanıp;
"Niçin hırsızın peşinden gitmedin de buraya geldin?" dediler.
Onlara; "Yolunu şaşırmış o adamcağızı burada bekliyorum." diye cevap verdi.
Bu söze oradakiler kahkaha ile güldüler ve; "Hay Allah iyiliğini versin, o
adamın burada işi ne?" dediler.
Bunun üzerine Behlül hazretleri; "Siz hiç merak etmeyin o mutlakâ bu kapıya
gelecek. Ecel onu buraya getirecektir." buyurdu.
Bu sözler üzerine herkes derin düşüncelere daldı.


En son myefsane tarafından Çrş Ekm 15, 2008 12:41 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Çrş Ekm 29, 2008 6:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

9
Behlül bir gün Hârûn Reşîd'in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahta
oturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar.
Askerler vurdukça o; "Vah Hârûn Reşîd. Vah Hârûn Reşîd!" diyordu.
O esnâda halîfe geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerleri
uzaklaştırdıktan sonra;
"Ey Behlül! Bu ne hâl?" diye sordu.
Behlül; "Senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturdum. Bu
kadar kırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlin
ne olur diye düşündüm."
Hârûn Reşîd; "Peki ne yapmam lâzım?" dedi.
Behlül; "Mâdem ki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme. Adâlet üzere ol.
Böylece tahtında otur." buyurdu.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Çrş Ekm 29, 2008 6:14 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

10
Behlül Dânâ hazretlerinin halîfe Hârûn Reşîd'e bir nasîhati de şöyle oldu.
Bir gün halîfeye; "Ey Hârûn Reşîd! Yer içinde, yer üzerinde ve göklerde çok
olan nedir?" diye
sordu.
Hârûn Reşîd; "Bunu bilmeyecek ne var? Yer içinde ölüler, yer üzerinde
hayvanlar ve bitkiler, gökte ise meleklerdir." dedi.
Behlül; "Değil." buyurdu.
Halîfe; "Nedir?" deyince,
Behlül-i Dânâ; "Ey Halîfe! Yer içinde çok olan ölülerin pişmanlıkları, yer
üzerinde insanların hırs ve tamahı, gökte ise âdil hükümdarların
sevaplarıdır." buyurdu.
Bu sözler üzerine Hârûn Reşîd ağlamaya başladı.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
ahmetyuce



Kayıt: 24 Arl 2007
Mesajlar: 494

MesajTarih: Çrş Ekm 29, 2008 7:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

şükredelim çünkü hala geç değil
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Prş Ekm 30, 2008 8:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

11
Bir gün Hârûn Reşîd, Behlül ile görüşmek, hikmetli sözlerini duymak istedi.
Bu şekilde adamlarını gönderip Behlül'ü getirmelerini söyledi. Gidenler
Behlül'ü boş bir mezar içinde uyur buldular.
Uyandırdıklarında;
"Siz ne yaptınız. Beni pâdişâhlık makâmından indirdiniz. Şimdi ben ne
yapacağım." dedi.
Görevliler gidip bu sözleri halîfeye bildirdiler.
Hârûn Reşîd onun bu hâline bir mânâ veremedi, huzûruna geldiğinde; "Ey
Behlül! Bu ne iş. Sen hangi pâdişâhlıktan indirildin?" dedi.
O, bu soru üzerine; "Ey Halîfe! Rüyâmda kendimi hükümdâr olmuş gördüm.
Tahtımda oturuyordum. Hizmetçilerim vardı. Saltanat
ve ihtişam içinde idim. Lâkin senin adamların beni uyandırdı ve tahtımdan
oldum."
Bu sözlere Hârûn Reşîd güldü ve; "Ey Behlül! Rüyâdaki pâdişâhlığa îtibâr
olur mu?" dedi.
Bunun üzerine Behlül hazretleri;
"Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninki arasında ne fark var.
Ben gözlerimi açınca hayat buldum. Sen gözlerini kapayacak olsan ebediyyen
emirlikten düşecek saltanatından olacaksın ve nedâmet, pişmanlık günün
başlayacak. O halde hangimizin hükümdârlığına îtibâr yoktur siz söyleyin."
dedi.
Bunun üzerine Hârûn Reşîd söyleyecek söz bulamadı.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
myefsane



Kayıt: 03 Arl 2006
Mesajlar: 2240

MesajTarih: Prş Ekm 30, 2008 8:45 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

12
Behlül-i Danâ hazretleri bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, iki
kişinin kıyasıya kavga ettiklerini gördü. Biri diğerine ağza alınmayacak
şeyler söylüyordu.
Behlüli Dânâ onun yanına yaklaşıp; "Sen bize gel ne söylersen söyle lâkin
bizden bir tek kelime karşılık alamazsın." dedi.
Öfkeden deliye dönmüş adam birden durdu ve;
"Ey Behlül; Beni o mağlûb edemedi. Lâkin sen mağlûb ettin." dedi.
Böylece kavgacılar dövüşü bırakarak hatâlarını anladılar.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder AIM Adresi MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   

Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Yeşilalan & Baltacılı Köyleri Forum Forum Ana Sayfa -> Menkıbeler & Dini Olaylar Tüm zamanlar GMT
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)


 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group. Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye
Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR