|
Bir Memleketin Yerlisi Olmak
![]() 13 Ocak 2008 Pazar Saat 22:18
![]() Bir Memleketin Yerlisi Olamamak
Aynı fukaralık ve daha sonra umursamazlık, topraklarından kopan bu insanların ikinci neslini “köksüz” topluluklar haline getirdi. Babalar “ekmek” endişesi ile sıla hasretini bir kenara iterken olan evlatlara oldu…Önceleri her fırsatta gelinen “memleket”, yavaş yavaş ihmal edilir oldu. Ve sonunda ekmek memleketi unutturdu bu insanların kimilerine…Bu “unutkanlık” en çok çocukları etkiledi. Çocuklar için bu güzel topraklar “babalarının memleketi” oldu. Bu ülkede en çok sorulan soru olan “nerelisin?” sorusuna cevap vermekte güçlük çektiler. Ve bu soruya her muhatap oluşta uzakta bir “memleketin” olduğunu hatırladılar…Aslında bu soru kendilerinin de bir memleketin “yerlisi” olduğunu hatırlatması açısından önemliydi. Kimileri için ise bu sorunun cevabı “doğduğu veya çok küçükken geldiği” yer oldu… Ama her ne derse desinler, gittikleri yerin yerlisim olamadılar… Yerlilik bir mekanda doğmakla veya orada on yıllarca kalmakla ilgili bir durum değildir zaten. Yerlilik, “ kök”le alakalı bir durumdur. Nesillerin akıp geldiği coğrafyadan olmayı işaret eder. Ataların yattığı yeri işaret eder; mekana köküyle bağlılığı ifade eder…Benim gibi ömrünü ikiden fazla şehirde geçirmiş insanlar için bir memleketin yerlisi olmak önemli bir “dert”tir. Yetmiş küsür yıl yaşayıp bir memleketin “ yerlisi” olamamak ne kadar hazin. Kökün geldiği yerle bağı koparıp, güya kökün taşındığı yerde kabul görmemek; her fırsatta o yerin “yerlisi” olunmadığının hatırlatılması…Ömür gurbette geçebilir, neticede ekmek kavgasıdır. Lakin ekmeğin peşinde arkada bırakılanı unutmak, toprağa sırtını dönmek değil de nedir? Toprak tabii ki unutmaz kendine sırtını döneni…Ana yurdu unutmanın bedeli ömrü boyunca “yabancı” olmakla, bir memleketin yerlisi olamamakla ödendi. Memleket, oradan oraya savrulan insanın tutunacağı daldır bir yerde. Nihayetsiz olduğu sanılan yolculuğun son durağı olmalıdır kanaatimce. İşte bu yüzden bir memleketin yerlisi olmak önemlidir. Bu memleketin gurbetçilerinin ikinci ve üçüncü nesilleri babalarının kaybettiği bu yerlerin “ memleket” olduğunu tekrarlayıp durdu hep. Öğretilmiş bir şey olmamasına rağmen, doğuştan tevarüs edilen bir haslet olarak “toprağa bağlılık” onları bu topraklara tekrar düşürdü. Doğduğu köylerde kimseyi tanımamanın verdiği sıkıntıya rağmen, en azından yollarında yürüyüp dönmek adına “sıla-i rahim”de ısrar ettiler. Yılların ısrarı ile “her nasılsa” kurdukları dostluklarla gidenlerle kalanlar arasında köprü oldular. Kendilerinin yaşadığı “bir memleketin yerlisi olamamak” ıstırabını yaşamamaları için çocuklarına “ nerelisin” sorusuna rahatlıkla, köklerinin geldiği toprakları işaret etmesini öğrettiler. İşbu satırlar da bu ıstıraptan neşet etmiştir. |